ODADAN ÇIK !

 

Bir  İK uzmanı için önemli olan sadece işe alım ve bordro yapmak değil, tüm çalışanla düzeyleriyle belli  konuşmaları açmak ve kendinizi uygulayıcı yerine bir kolaylaştırıcı rolünde sunmaktır. İK ofisinden çıkıp kuruluşunuzun çalışanlarının dünyasına girmelisiniz.

Öncelikle kendinize  bazı önemli sorular sormalısınız:

  • İK departmanınızın itibarının çalışanlar arasında ne olduğunu biliyor musunuz?
  • Çalışanların, İK departmanının kurumun misyon ve hedeflerini ilerletme konusundaki önemini anlıyor ve takdir ediyor musunuz?
  • İK departmanı, hizmetlerini organizasyona pazarlamak için çaba harcıyor mu?

Bu cevapları bulmak diyaloğu gerektirir, bu da İK’nın iletişim kurması gerektiği anlamına gelir. Bu iletişim, dinleme ve terfinin eşit parçalarından oluşmalıdır. İlk olarak İK, müşterilerinin ihtiyaç duyduğu şeyleri dikkatlice dinlemelidir. O zaman yaptıklarını ve yapabildiklerini tanıtmalıdır. İK personeli, organizasyonu yetenekleri ve potansiyel katkıları hakkında eğitmelidir.

Çalışanlar, çoğunlukla, İK’yı hala “faydaları ele alan ve görüşmeler yapan insanlar” olarak görüyor. İK işlevini önümüzdeki yıllarda konumlandırmak için, her İK uygulayıcısı çalışanlarınızla başlayarak halkla ilişkiler rolünü üstlenmelidir. Kendinizi bir ürün olarak düşünün ve akıllı bir pazarlama yapın.  🙂
Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir